Yıllık Ücretli İzin Hesabında Hafta Tatili Günleri İzin Süresinden Sayılamaz

A. Giriş

9 Haziran 2026 tarihli ve 33275 sayılı Resmî Gazete’de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03/02/2026 tarihli ve E.2025/9525, K.2026/757 sayılı kararı («Karar») yayımlanmıştır. Karar,  yıllık ücretli izin süresine denk gelen hafta tatili günlerinin izin hesabında dikkate alınıp alınamayacağına ilişkindir.

Yargıtay, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağına karar vermiştir.

B. Kararın İçeriği

Uyuşmazlıkta davacı işçi; iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, iş sözleşmesinin haklı sebep bildirilmeden feshedildiği sonucuna ulaşmış olsa da hafta tatili alacağının ispatlanamadığını; ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin alacakların ise tahakkuk ettirilerek ödendiğini değerlendirmiştir.

Yıllık ücretli izin alacağı bakımından ise, davacının iki tam yıllık çalışması karşılığında 24 gün yıllık ücretli izin hakkı kazandığını, yıllık izinlerinin kullandırıldığını ve davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunmadığını kabul etmiştir. Bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; yıllık ücretli izin ücreti talebi ise reddedilmiştir.

Adalet Bakanlığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz başvurusunda, davacının hizmet süresi karşılığında toplam 28 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu; ancak yıllık izin kullanılan dönemlere denk gelen hafta tatili günlerinin izin süresinden sayılamayacağı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda, davacının izin dönemleri içinde yer alan hafta tatili günlerinin yıllık izin hesabından düşülmesi gerektiği ve davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunduğu belirtilmiştir.

Yargıtay, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretin son ücret üzerinden ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağını vurgulamıştır. Somut olayda, davacının kullandığı kabul edilen yıllık izin süreleri içerisinde toplam 4 hafta tatili günü bulunduğu tespit edilmiş; bu nedenle davacının gerçekte tüm yıllık izin hakkını kullanmış sayılamayacağı ve 4 günlük bakiye yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

C. Sonuç

Yargıtay, yıllık izin süresine denk gelen hafta tatili günlerinin yıllık ücretli izin süresinden sayılamayacağını belirterek, davacının bakiye yıllık izin alacağı bulunmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararını usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Bu nedenle karar, kanun yararına bozulmuştur.

Karar, işverenlerin yıllık izin hesaplamalarında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56/5. maddesini dikkate almaları gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, yıllık izin dönemine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin yıllık izin süresinden sayılmaması; izin kayıtlarının ise imzalı izin defteri veya eşdeğer yazılı belgelerle ispatlanabilir şekilde tutulması önem taşımaktadır.