A. Giriş
21 Eylül 2026 tarihli ve 33377 sayılı Resmî Gazete’de Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2026 tarihli ve 2022/82055 başvuru numaralı kararı («Karar») yayımlanmıştır. Karara konu olayda dava, arabuluculuk başvuru formunda «işe iade» talebinin ayrıca belirtilmemesi nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi ise işe iade uyuşmazlığının arabuluculuk sürecine taşındığını belirterek bu ret kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir.
B. Kararın İçeriği
Başvurucu, özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine işe iade davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, arabuluculuk başvuru formunda «işe iade» seçeneğinin işaretlenmediğini belirterek işe iade talebi bakımından dava şartı arabuluculuğun yerine getirilmediği sonucuna varmış ve davayı dava şartı yokluğu nedeniyle reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, değerlendirmesinde öncelikle işe iade talepli davalarda arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu hatırlatmıştır. Bununla birlikte, dava şartı arabuluculuğa ilişkin kuralların mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırlandıracak şekilde yorumlanmaması gerektiğini belirtmiştir.
Kararda, arabuluculuk uygulaması bakımından 02.06.2018 tarihi yönünden yapılan ayrım ayrıca ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay içtihadına atıfla, arabuluculuk başvuru formunun kullanılmaya başlandığı 02.06.2018 tarihinden önce yapılan başvurularda uyuşmazlık konularının tespitinde son tutanak içeriğinin esas alınması gerektiğini, bu tarihten sonraki başvurularda ise başvuru formunun da uyuşmazlığın kapsamının belirlenmesinde dikkate alınacağını belirtmiştir.
Somut olayda arabuluculuk başvuru formunda «işe iade» seçeneği işaretlenmemiş olmakla birlikte, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı taleplerinin arabuluculuk sürecine konu edildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu taleplerin işe iadenin mali sonuçları olduğunu dikkate alarak başvurucunun işe iade hususunun da müzakere konusu olduğuna dair irade beyanının bulunduğunu kabul etmiştir.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, başvuru formunda «işe iade» seçeneğinin işaretlenmemiş olmasını tek başına dava şartının yerine getirilmediği sonucuna ulaşmak için yeterli görmemiştir. İşe iadenin mali sonuçlarının arabuluculuğa konu edildiği dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu hususu gözetmeden davayı dava şartı yokluğu nedeniyle reddetmesinin başvurucuya aşırı bir külfet yüklediği ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varmıştır.
Anayasa Mahkemesi, bu gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
C Sonuç
Karar, işe iade davalarında arabuluculuk dava şartının değerlendirilmesinde yalnızca başvuru formunda «işe iade» seçeneğinin işaretlenip işaretlenmediğine bakılamayacağını göstermektedir. Boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı gibi işe iade davasının mali sonuçlarına ilişkin taleplerin arabuluculukta yer alması, somut olayın özelliklerine göre işe iade hususunun da müzakere konusu edildiğini ortaya koyabilir.
Bu nedenle uygulamada, arabuluculuk son tutanakları düzenlenirken uyuşmazlık konularının açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılması önem taşımaktadır. Bununla birlikte, son tutanakta kullanılan ifadeler değerlendirilirken başvuru formu, tutanak içeriği ve uyuşmazlığın niteliği birlikte dikkate alınmalı; şekli yorumlarla tarafların mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırlayan sonuçlardan kaçınılmalıdır.