İş hukukunda dava şartı arabuluculuk, belirli işçi-işveren uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılan bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Bu zorunluluk, tarafların mutlaka anlaşmaya varması gerektiği anlamına gelmez. Zorunluluk hali, yalnızca arabuluculuğa başvurma ve sürecin son tutanakla tamamlanmasını kapsar.
- Taraflar, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma yapıp yapmamakta serbesttir.
- Anlaşmaya varılamaması hâlinde, arabuluculuk son tutanağıyla birlikte yargı yoluna başvurulabilir.
2. Hangi İş Uyuşmazlıkları Dava Şartı Kapsamındadır?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan belirli talep ve uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Dava şartı kapsamına başlıca şu uyuşmazlıklar girer:
- Bireysel iş sözleşmesine dayalı işçi veya işveren alacakları,
- Toplu iş sözleşmesine dayalı işçi veya işveren alacakları,
- İşçi veya işveren tarafından talep edilen tazminatlar,
- İşe iade talepleri,
- Bu alacak ve tazminatlarla bağlantılı itirazın iptali davaları,
- Bu alacak ve tazminatlarla bağlantılı menfi tespit davaları,
- Bu alacak ve tazminatlarla bağlantılı istirdat davaları.
Uygulamada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, prim, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, sendikal tazminat, eğitim gideri ve avans iadesi gibi talepler bu kapsamda değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2026 tarihli, 2025/255 Esas ve 2026/11 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, dava şartı arabuluculuk bakımından tarafların işçi ve işveren sıfatını taşıması ve taleplerin iş ilişkisinden kaynaklanarak birbirlerine yöneltilmiş olması gerekir.
Bu düzenlemelerle, sermaye artırımı süreçlerinin daha hızlı ve pratik şekilde tamamlanması amaçlanmıştır.
2.1. Dava Şartı Dışında Kalan Uyuşmazlıklar
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı değildir. Bu davalar yönünden doğrudan dava açılması mümkündür.
Bununla birlikte, somut olayda talebin gerçekten iş kazası veya meslek hastalığından mı kaynaklandığı, yoksa iş ilişkisine dayalı başka bir alacak ya da tazminat talebi mi olduğu dikkatle belirlenmelidir. Talebin hukuki niteliği, arabuluculuk zorunluluğunu doğrudan etkiler.
3. Başvurudan Son Tutanağa Arabuluculuk Akışı
Dava şartı arabuluculuk süreci, iş uyuşmazlığının mahkemeye taşınmasından önce işletilir.
Sürecin temel aşamaları aşağıdaki gibidir:
3.1. Arabuluculuk Bürosuna Başvuru
Başvuru, kural olarak karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerde bulunan arabuluculuk bürosuna yapılır. Başvuru sırasında başvuran tarafın kendi iletişim bilgilerini ve elinde bulunuyorsa karşı tarafın iletişim bilgilerini bildirmesi gerekir.
Başvurunun doğru uyuşmazlık konusu ve talep kalemleriyle yapılması önemlidir. Örneğin, işçi kıdem tazminatı, ücret ve yıllık izin ücreti talep ediyorsa bu kalemlerin başvuruda ve görüşme belgelerinde açıkça yer alması, sonraki aşamalardaki usul tartışmalarını azaltır.
3.2. Arabulucunun Görevlendirilmesi
Arabulucu, arabuluculuk bürosu tarafından görevlendirilir. Tarafların, ilgili listede kayıtlı bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucunun görevlendirilmesi de mümkündür.
İşveren, yazılı olarak yetkilendirdiği çalışanı aracılığıyla görüşmelere katılabilir ve bu çalışan son tutanağı imzalayabilir. Yetkilendirme belgesinin kapsamı, temsil yetkisi ve gerekiyorsa sulh olma yetkisi toplantı öncesinde netleştirilmelidir. İşveren, avukatı aracılığıyla da süreci yürütebilir. Vekâletnamede, avukatın şirketi arabuluculuk görüşmelerinde temsil etmesine ilişkin yetkilerin yer almasına dikkat edilmelidir.
3.3. İlk Toplantıya Davet
Arabulucu, kendisine bildirilen iletişim bilgilerini esas alarak tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Davet, mevcut iletişim araçlarından yararlanılarak yapılabilir; arabulucu davet ve bilgilendirme işlemlerini belgelendirmekle yükümlüdür.
Taraflardan birinin geçerli mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmaması, yalnızca görüşmenin yapılamamasına yol açmaz; sonraki dava bakımından yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden de aleyhe sonuç doğurabilir.
3.4. Görüşmelerin Yürütülmesi
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren kural olarak üç hafta içinde süreci sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir.
Görüşmelerde taraflar taleplerini, hukuki ve fiilî dayanaklarını, belgelerini ve çözüm önerilerini ortaya koyar. Arabulucu, tarafların yerine karar vermez; tarafların serbest iradeleriyle çözüm üretmelerine yardımcı olur.
3.5. Son Tutanağın Düzenlenmesi
Arabuluculuk süreci; anlaşma, kısmi anlaşma, anlaşamama, taraflara ulaşılamaması veya tarafların katılmaması gibi nedenlerle sona erebilir. Sürecin sonucu son tutanağa bağlanır.
Dava açılacaksa, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Bu belgenin sunulmaması hâlinde mahkeme eksikliğin tamamlanması için kesin süre verir; süresinde sunulmaması usulden ret sonucunu doğurabilir.
4. Anlaşma ve Anlaşamama Senaryolarının Hukuki Sonuçları
4.1. Tarafların Anlaşması
Taraflar tüm talepler üzerinde anlaşabilir veya yalnızca belirli başlıklarda kısmi anlaşmaya varabilir. Anlaşma hâlinde hangi alacak, tazminat, dönem, miktar ve ödeme koşulu üzerinde uzlaşıldığı açık biçimde yazılmalıdır.
Özellikle işçilik alacaklarında anlaşma belgesinin belirsiz ifadeler içermemesi gerekir. “Tüm haklar ödendi” veya “tarafların birbirinden hiçbir talebi kalmamıştır” gibi genel ifadeler yerine; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, yıllık izin ve sair her kalemin ayrı ayrı gösterilmesi daha sağlıklı olur.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca yeniden dava açılması kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle anlaşmanın kapsamı, ödeme tarihi, taksitlendirme varsa taksit sayısı ve tutarları, banka hesabı, vergi ve yasal kesintiler ile temerrüt hâlindeki sonuçlar tereddüde yer vermeyecek biçimde düzenlenmelidir.
Arabuluculuk anlaşma belgesi, maddi hukuk bakımından bir sözleşme niteliği taşır. Bu sebeple tarafların iradelerinin sağlıklı oluşması, temsil yetkisinin bulunması, anlaşmanın emredici hukuk kurallarına aykırı olmaması ve belgenin arabuluculuk faaliyeti sonucunda düzenlenmiş olması gerekir.
4.2. Kısmi Anlaşma
Taraflar bazı taleplerde anlaşırken diğer taleplerde anlaşamayabilir. Bu durumda son tutanakta anlaşmaya varılan ve varılamayan hususlar ayrı ayrı gösterilmelidir.
Örneğin, işçi ile işveren yıllık izin ücreti üzerinde anlaşmış; ancak kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağı yönünden anlaşamamış olabilir. Bu senaryoda yalnızca anlaşmaya varılamayan kalemler bakımından dava açılabilir. Anlaşılan kalemlerin yeniden dava konusu yapılması, anlaşmanın kapsamına göre hukuki risk oluşturur.
4.3. Anlaşamama
Tarafların uyuşmazlığı çözememesi hâlinde arabulucu, anlaşamama son tutanağını düzenler. İşçi veya işveren, dava şartına tabi talep bakımından bu tutanakla iş mahkemesinde dava açabilir.
Anlaşamama, taraflardan birinin taleplerini kabul ettiği anlamına gelmez. Arabuluculuk görüşmelerinde ileri sürülen teklifler, uzlaşma önerileri ve açıklamalar, kural olarak sonraki yargılamada ikrar veya temerrüt ihtarı gibi değerlendirilmez.
4.4. İlk Toplantıya Katılmama
Taraflardan birinin geçerli mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmaması nedeniyle faaliyet sona ererse, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta gösterilir. Bu taraf, daha sonra açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulabilir. Ayrıca bu taraf lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.
Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuğun sona ermesi durumunda ise sonradan açılacak davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kural olarak kendi üzerlerinde bırakılır.
5. Arabuluculuk Toplantısına Hazırlık İçin Beş Öneri
5.1. Talep Kalemlerini Ayrı Ayrı Belirleyin
Toplantıya gitmeden önce hangi talep veya savunmaların gündemde olduğunu kalem kalem tespit edin. İşçi bakımından talep edilen alacak türü, dönem ve hesap yöntemi; işveren bakımından ise her talebe ilişkin kabul, kısmi kabul veya ret gerekçesi belirlenmelidir.
Belirsiz ve toplu talepler, anlaşma ihtimalini azaltır. Uyuşmazlık kalemlerinin açıklaştırılması, hem toplantının verimini hem de düzenlenecek son tutanağın hukuki güvenilirliğini artırır.
5.2. Belgeleri Düzenli Biçimde Hazırlayın
İş sözleşmesi, ücret bordroları, banka ödeme kayıtları, puantajlar, izin kayıtları, fesih bildirimi, savunmalar, ihtarnameler, e-posta yazışmaları ve varsa hesap dökümleri toplantı öncesinde incelenmelidir.
Toplantıya tüm belge yığınını taşımak yerine, uyuşmazlığı doğrudan ilgilendiren belgeleri tarih sırasına göre hazırlamak daha işlevseldir. Taraflar, karşı tarafın savunmasına cevap verebilecek temel bilgi ve belgelere erişebilir durumda olmalıdır.
5.3. Yetki ve Karar Alma Sınırlarını Önceden Netleştirin
İşveren adına toplantıya katılan kişinin temsil yetkisi, sulh olma yetkisi ve ödeme taahhüdü verme sınırı açık olmalıdır. İşçi de önerilen tutarı kabul edip etmeyeceği, taksit veya vade teklifine yaklaşımı ve vazgeçemeyeceği talepler konusunda ön değerlendirme yapmalıdır.
Karar yetkisi bulunmayan temsilciyle yürütülen görüşmeler, uzlaşma imkânını zayıflatır ve sürecin uzamasına neden olabilir.
5.4. Hesaplama ve Ödeme Teklifini Somutlaştırın
Anlaşma hedefleniyorsa teklif; toplam tutar, hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu, ödeme tarihi, ödeme yöntemi, taksit sayısı ve gecikme hâlindeki sonuçları içermelidir.
Özellikle işçilik alacaklarında net ve brüt tutar ayrımı, yasal kesintiler, banka yoluyla ödeme ve her bir kaleme isabet eden miktar açıkça gösterilmelidir. Sadece toplam rakam üzerinden yapılan belirsiz uzlaşmalar, ileride anlaşmanın kapsamına ilişkin uyuşmazlık yaratabilir.
5.5. Görüşme Stratejisini ve Alt Sınırı Belirleyin
Toplantıdan önce hedeflenen sonuç, kabul edilebilir en düşük veya en yüksek tutar, pazarlık alanı ve uzlaşma dışı bırakılacak başlıklar belirlenmelidir. Bu hazırlık, görüşmelerin duygusal tepkiler yerine belge, hesap ve hukuki riskler üzerinden yürütülmesini sağlar.
Arabuluculuk sürecinin gizliliğe ve gönüllü uzlaşma esasına dayandığı unutulmamalıdır. Tarafların gerçekçi bir maliyet, süre ve ispat değerlendirmesi yapması, anlaşma ihtimalini artırabilir.
Bu dokümanda yer alan bilgiler genel içeriklidir ve herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin özel durumuna hitap etmemektedir. Doğru ve zamanında bilgi sağlamak için çalışmamıza rağmen, bilginin alındığı tarihte doğru olduğu veya gelecekte olmaya devam edeceği garantisi yoktur. Konuyla ilgili hukuki görüşe ihtiyaç duymanız halinde bizimle iletişime geçebilirsiniz.